Toplam: 0,00 
Sepeti GörüntüleÖdeme

Cam

Arama Sonuçlarınız

C

Cam

Cam, aşırı soğutulmuş alkali ve toprak alkali metal oksitleriyle, diğer bazı metal oksitlerin çözülmesinden oluşan bir sıvı olup ana maddesi (SiO2) silisyumdur.

Cam, akışkan bir maddedir. Camlar, erimiş haldeki amorf yapısını koruyarak katılaşan inorganik cisimler olarak tanımlanabilir. Üretim sırasında hızlı soğuma nedeniyle kristal yapı yerine amorf yapı oluşur. Bu yapı cama sağlamlık ve saydamlık özelliğini kazandırır. Cam pratik olarak katı bir madde olarak görünsede, teknik olarak sıvı halde bir maddedir. Sıvı maddelerin genel özelliklerinden olan viskozite, camdada bulunan bir özeliktir. Diğer bir deyişle cam akışkan bir maddedir ancak akış süresi o kadar fazladır ki bu akışı bir insan gözlemleyemez. Bu yüzden bizler camı katı bir madde olarak görürüz

Cam insanoğlunun keşfettiği ve ürettiği en eski suni maddelerden biridir. Şimdiye değin arkeolojik kazılarda bulunan en eski cam ürün M.Ö. 5500 yıllarına ait olup, Mısır’da bulunmuştur. Bilinen ilk cam reçetesinde 60 ölçü kum,180 ölçü alg ve deniz yosunu külü,5 ölçü güherçile ve 3 ölçü tebeşir (kireçtaşı) kullanılması yazılıdır. Cam yapımında ilk adım, hammadde karışımını içindeki bütün maddeler eriyip birbiriyle kaynaşıncaya kadar ısıtmaktır. Karışım eridiği zaman macun kıvamında bir cam hamuruna dönüşür. Bu sıcak hamura istenen biçim verildikten sonra, camın soğurken gerilerek kopmasını ya da kırılmasını önlemek için ağır ağır soğutulması, yani tavlanması gerekir. Tavlama fırını uzun bir tünel biçimindedir. Cam eşya bu tünelden geçerken sıcaklık derece derece, öylesine yavaş düşürülür ki, camın soğuması açık havada kendi kendine soğumasından çok daha uzun bir süre alır.

19.yüzyılın sonuna kadar hemen her çeşit cam eşya el işçiliğiyle üretilirdi. Oysa bugün, bazı özel parçalar dışında, bütün cam işleri çok hızlı makinelerde seri üretimle yapılır.

Günümüzde cam modern ve çok yönlü bir maddedir. Çoğunlukla saydam veya yarı say-dam halde kullanılan, genellikle sert, kırılgan olan ve sıvıların korunmasına imkan veren cam, şeffaflığı, şeklinin bozulmaması, koku ve tat vermemesi ve çoğu kimyasala karşı dayanıklı olması nedeniyle yiyecek, içecek, kozmetik ve ilaç gibi pek çok ürünün ambalajlanmasında tercih edilmekte, en basit araç gereçten iletişime ve uzay teknolojilerine kadar çok yaygın bir kullanım alanı bulunmaktadır.

Cam, yerkabuğunda bolca bulunan silika (kum), soda külü ve kireç, feldspat ve iz elementlerden üretilir. Bu hammaddelerden silika çok önemlidir ve temin edilmesi aslında sınırsızdır. Soda külü, tuz kullanımı ile kimyasal olarak üretilebilir ve doğal olarak mineral oluşumu ile bulunabilir. Kireç ise bolca bulunan bir maddedir.

Cam ani soğutulmuş alkali ve toprak alkali metal oksitleriyle, diğer bazı metal oksitlerin çözülmesinden oluşan akışkan bir malzeme olup amorf yapısını koruyarak katılaşır. Üretim sırasında hızlı soğuma nedeniyle kristal yapı yerine amorf yapı oluşur. Bu yapı cama sağlamlık ve saydamlık özelliğini kazandırır.

Camın amorf bir sıvı olması nedeniyle yer yer yapı olarak sıvı halde bir maddeye benzer. Sıvı maddelerin genel özelliklerinden olan viskozite, camda da bulunan bir özelliktir. Camlar, katılar kadar belirgin erime sıcaklığı olmayan, sıvı davranış gösteren katı bir faz olarak da nitelendirilebilir.

Cam yapımı için kum, kalker, feldspat, dolomit, soda ve sodyum sülfat üretilmek istenen cama göre belli reçetelerde bir silo içinde karıştırılıp cam fırınlarında 1500˚C -1600˚C’de eritilir. Bu akışkan malzeme, üfleme, dökme, silindirleme, pres, haddeleme, yüzdürme, savurma veya akıtma yöntemlerinden biri kullanılarak istenen şekle sokulur. Biçimlendirme sonrasında üretilen cam, kullanılacak niteliklere sahip olmayabilir, bunu takiben kesim, temperleme, renklendirme gibi işlemlere tabi tutulur.

Kullanım alanlarına bağlı olarak, aşağıda da açıklanacağı gibi başlıca düzcam, cam ev eşyası, cam ambalaj, cam elyaf ve diğer alanlarda üretimi yapılır.

Cam sektörü ürünleriyle inşaat, otomotiv, beyaz eşya, gıda, içki, meşrubat, ilaç, kozmetik, turizm, ikram, mobilya, boru, elektrik ve elektronik, enerji gibi birçok sektöre ve ev kesimine girdi veren temel sanayi alanlarından biri olup, ülke ekonomisi açısından büyük önem taşımaktadır.

Harmandan veya cam kırığından izabe (ısıtma/eritme) yolu ile üretilen her tür cam ile bunların çeşitli işlemlere tabi tutulması sonucu elde edilen ürünler sektörün kapsamına girmektedir.

Cam sektörü temel olarak Gümrük Giriş Tarife Cetveli, Pozisyon 70’de yer alan cam ürünlerinden oluşmakta olup, ana üretim alanlarına göre şu şekilde sınıflandırılmaktadır:

  • Mimari Camlar: Düzcam, Kaplamalı Camlar, Isıl İşlem Uygulanmış Camlar, Yalıtım Camı Üniteleri, Laminasyonlu Camlar, Opaklaştırılmış Camlar, Buzlu Camlar, Aynalar, Telli Camlar, Cam Tuğla, Cam Parke
  • Otomotiv Camları: Lamine Camlar, Temperli Camlar, Özel Camlar
  • Enerji Camları
  • Beyaz Eşya Camları
  • Cam Ev Eşyası
  • Cam Ambalaj
  • Cam Elyafı (cam yünü, cam keçe, fi-til, iplik, kırpılmış demet vb)
  • Diğer (cam kırığı, cam bilya, cam ampüller, elektrik lambaları, katod ışın tüpleri, camdan iç gövdeler, sinyalizasyon camları ve camdan optik elemanlar, saat ve gözlük camları, cam tuğla, karo, kiremit, mozaik, camdan laboratuar ve eczane eşyası, cam boncuk vb.)

Cam üretimi hammadde, harman, eritme gibi temel üretim süreçlerinin yanı sıra, şekillendirme ve soğutma gibi ikincil işlemleri de izleyen süreçlerde gerçekleştirilir. Bu süreçler kısaca şöyledir:

Hammadde: Çoğu silis esaslı malzemeler olan kum, kalker, feldspat, dolomit, soda, sodyum sülfat gibi malzemeler eritmeye uygun hale getirilir, temizlenir, stoklanır.

Harman: Üretilmek istenen cama göre, yukarıda anılan malzemeler belli reçeteler gözetilerek karıştırılır.

Eritme: Harman doğalgaz, fuel-oil veya elektrik kullanılarak özel fırınlarda 1500°C – 1600 °C ye kadar ısıtılarak eritilir.

Şekillendirme: Yine ürünün özelliğine göre eritilmiş cam şekillendirme bölümlerine alınır. Üfleme, dökme, çekme, yüzdürme, savurma, akıtma, vb. yöntemlerden biriyle istenen forma sokulur. Aşağıda bu yöntemlerden bazıları bilgi vermek açısından kısaca açıklanmaktadır.

Üfleme (Şişirme) Yöntemi:

Camcılıkta “pipo” denilen uzun içi boş olan çubuğun ucuna alınan erimiş cam, bir miktar şişirilerek fıska denilen minik bir top şekline getirilir ve soğuktan çok fazla etkilenip çatlamayacak kadar soğutulur. Daha sonra yapılacak cam ürününün ağırlık ve boyutları dikkate alınarak fıskanın ucuna tekrar erimiş cam alınır. Alınan erimiş cam, kalıp kullanılacaksa kalıptan bir miktar küçük boyutta şişirilip kalıba sokulur. Kalıp içerisinde üflemeye devam edildiğinde kalıbın şekil boy ve desenlerine göre cam elde edilir. Kalıp kullanılmayacaksa sallama, uzatma gibi yöntemlerle cama şe-kil verilir. Bu durumda çeşitli araç gereç kullanılarak cam soğuyup sertleşene kadar istenilen şekillere sokulabilir.

Dökme-Silindirleme Yöntemi:

Bu yöntemde cam hamurunun düzlem bir masaya dökülmesi ve daha sonra bu cam hamurunun üzerinden bir silindir geçirilerek levha haline getirilmesi ile uygulanır. Camın kalınlığını masanın iki kenarına yerleştirilen ve üzerinde cam hamurunu ya-yan yuvarlandığı iki metal çıta belirler.

Bu yöntem ile üretilen camların bir yüzü düz diğer yüzü desenlidir. Bazı hallerde camın iki yüzü de desenli olabilir. Döküm masası üzerinde yuvarlanan silindirin üze-rinde girinti ve çıkıntı şeklinde elde edilen desenler çok çeşitli olmakla birlikte hepsi bir anlamda baskı yolu ile sağlandığından bu camlara emprime camlar denir.

Çekme Yöntemi:

Bu biçimlendirme yöntemine, her ne kadar “çekme” denilirse de “akıtma” da denebilir. Çünkü eritilip sıvılaşmış cam, zaten akmaya hazırdır. Akan bir malzeme, uygun araçlarla kesilebilir, ezilebilir, çekilebilir. Bu yolla yapılan biçimlerden, şişirme işlemi olmadığı için, genellikle kalın levha veya silindire yakın ürünler elde edilmiştir. Örneğin: cam boru, cam çubuk, tabaka camlar gibi. Çekme yönteminde uygulanan bazı işlemler vardır. Bu işlemler sırası ile yapılmalıdır. Öncelikle, madeni boru erimiş cama daldırılır. Boru döndürülerek, uç kısmına cam toplanması sağlanır. Çubuğun ucundaki cam dışarı çıkarılır ve kabaca biçimlendirilir. Bu sıcak kütleye soğuk bir çubuk yapıştırılarak, ya da özel araçlarla tutup çekilerek uzatılır. Cam sıcak olduğu sürece uzatılabilir ve biçimlendirilebilir. Sıcak kütle geç soğuduğu için, tümüyle bitinceye kadar çekilebilir.

Yüzdürme Yöntemi (Float):

Günlük hayatın büyük bir kısmında yer eden pencere camlarının üretiminde bu yön-tem kullanılmaktadır. Büyük boyutlarda ve her iki yüzeyi düz olan ev-ofis camları ısıcamların üretiminde kullanılan yüzdürme yöntemi, ergimiş camın yoğunluğu camın yoğunluğundan daha ağır ve erime derecesi daha düşük olan sıvı kalayın üstüne kontrollü bir şekilde dökülüp yüzdürülmesiyle şekillendirme yöntemidir.

Presleme Yöntemi:

Pres tezgahlarında manuel olarak cam işçisi tarafından “fonga” denilen ucu top şeklindeki uzun bir çubuk ile bırakılan erimiş cam, otomatik ve el preslerine bağlanan küçük boyutlardaki kalıplara bırakılır. Uygulanan basınçla sıkışan erimiş cam, iç ve dış kalıbın içerisinde soğutularak cama dönüşür. Maksimum 2,5 kg’a kadar pres yöntemi ile üretim yapılabilir, büyük boyutlarda pres yönteminin kullanılmasında çeşitli sakıncalar bulunur.

Lif Haline Getirme Yöntemi:

Camın lif haline getirilmesi için önceden bilye haline getirilmiş olan cam, altında küçük delikler bulunan uzun bir tekne içine konulur. Isıtılarak eritilen cam bilyeler, teknenin altındaki deliklerden aşağı doğru akarken büyük bir yüzey gerilim kazanarak çok incelir ve lif haline gelir. Lif haline gelen ve soğuyan cam alttaki bir silindir üzerine salınır. Daha sonra silindir üzerinden alınan cam lifleri ile değişik nitelikte malzemeler üretilir. Yukarıdaki tekneden eriyerek akan ve lif haline gelen cam üzerine basınçlı buhar üflendiğinde cam lifleri savrularak birbirine karışır ve adeta pamuk görünüşü alır. Buna cam pamuğu denir. Savrulan cam pamuğu malzemeye cam yünü adı verilir. Cam liflerinin dokumacılıkta kullanılacak şekilde üretilen türüne ise cam ipeği denir.

Köpük Haline Getirme Yöntemi:

Köpük haline getirmede cam, saf karbonla birlikte ısıtılarak karbonun gaz çıkarması sağlanır ve cam kökü oluşur. Köpük haline getirilen cam çok değişik fiziksel kimya-sal özellikler göstermektedir. Bunlar yeterli basınç mukavemeti, yanmazlık, hafiflik, yüksek seviyede ısı tutuculuk, boyutsal değişmezlik vb. olarak özetlenebilir. Bu yön-tem oldukça yeni bir teknolojidir.

Savurma Yöntemi:

Bu yöntemde 500-900 devir arasında moment verilmeye müsait tezgahlara bağlı kalıplar içerisine farklı tarzlarda bırakılan akıcı biçimdeki cam, dönüş esnasında santrifüj kuvvetin etkisiyle dışa doğru açılma eğilimi gösterirler. Tabak, bazı bardak çeşitleri, avizeler, meyvelikler ve bu tarzdaki cam çeşitleri bu yöntemle elde edilirler.

Soğutma:

Doğal haliyle çok kırılgan bir malzeme olan cam kontrollü bir şekilde yeniden ısıtılıp soğutularak iç tansiyonlarından arındırılır. Böylelikle malzeme daha dayanıklı bir hale getirilir.

Stoklama/Depolama:

Organizasyon, pazar, ürün gibi özelliklere bağlı olarak cam ürünü özel ambalaj ve stoklama teçhizatları ile depolanır.

Sevkiyat:

Cam dökme ve kaba bir yük olmadığından nakliyesi de özel araçlar gerektirir. Bu amaca uygun üretilmiş kamyon ve taşıma teçhizatları ile camın nakliyesi sağlanır.

Yapı sektöründe camla ilgili gelişmeler, çevre koruma ve enerjinin verimli kullanımı bağlamında özellikle kaplamalı camlar alanında yoğunlaşmaktadır. Bu eğilimler performansı yüksek kaplamalı yalıtım camı üniteleri ve Tentesol ve Tentesol T gibi kaplamalı güneş kontrol camlarını ön plana çıkarmakta olup, tüketiciye daha fazla enerji tasarrufu sağlayan çevre dostu ürünler sunmaktadır.

Sektör cam elyaf üretiminde pazara, alev dağılımlı polyester, düşük çekmeli reçineler, düşük stiren emisyonlu polyester reçine gibi yeni ürünler sunmaya ve bor madenini kullanarak otomotiv, inşaat ve altyapı, elektrik, spor-eğlence, ulaştırma, nakliye ve savunma sanayi sektörlerine yönelik üretim yapmaktadır.

Bunun yanında dekorasyon ve tasarım alanında görülen gelişmeler de, üreticileri, cam ev eşyasında özel tasarım ürünlerin, dekor ürünlerinde cam kapıların, lavaboların ve dekorların üretimine yönlendirmektedir.

Sonuç olarak tüketici talepleri doğrultusunda temel üretim süreçleri, alt ürün grupları bazında olduğu gibi, aynı ürün grupları içindeki ürünler bazında da değişkenlik göstermekte, dolayısıyla farklı ürünler için farklı teknolojiler uygulanmaktadır. Genel anlamda cam üretim teknolojisinde köklü bir değişimin beklenmediği bugünkü ortamda, ülkemizde, en ileri teknolojiler ile üretim gerçekleştirilmektedir.

Düzcam :

Düzcam, sektörel büyüklüğünün yanı sıra girdi sağladığı inşaat ve otomotiv sektörleri başta olmak üzere mobilya ve beyaz eşya sektörleri için de önem arz eden bir üründür.

Dünya düzcam talebi yılda ortalama %4 -%5 oranında büyümekte olup gelişmekte olan ülkelerde bu oran daha yüksektir. Global düzcam talebinin %76’sını Avrupa, Kuzey Amerika ve Çin oluştururken üretim de yine ağırlıklı olarak bu bölgelerde yapılmaktadır. Çin ve Hindistan’ın da içinde yer aldığı Asya-Pasifik Bölgesi, dünya düzcam üretiminin yarısını gerçekleştirmektedir. Doğu Avrupa, Rusya, Türkiye ve Balkanlar hızlı tüketim artışları ve yüksek büyüme potansiyelleri ile dinamizmin en fazla yaşandığı bölgeler olarak dünya düzcam sanayindeki önemlerini her geçen gün artırmaktadırlar. Bölgenin en büyük pazarı olan Rusya hızlı artan tüketimi ve arz açığı nedeniyle son yıllarda tüm düz-cam firmalarının ilgi odağı konumundadır.

Başlıca düzcam çeşitleri ve üretim teknolojileri ile ilgili bilgiler aşağıda verilmiştir.

Float Cam :

“Float cam”, mimari amaçlarla cam kullanımının temel ürünüdür. Float cam, cam eriyiğinin erimiş kalay üzerinde yüzdürülmesi (floating) suretiyle üretilir. Bu prosesi İngiliz Pilkington firması geliştirmiş ve 1959 yılında uygulamaya geçirmiştir. Float cam üretiminde %56 silis kumu, %18 soda, %26 dolomit, feldspat, kalker ve sülfat gibi yardımcı malzemeler 2050 °C’de eritilerek dinlenme bölgesinden geçer. Dinlenme bölgesinde sıcaklığı 1550 °C’ye gerileyen cam ergimiş, sıvı kalayın üzerinde yüzdürülür. Bu banyo altta refrakter kaplı bir hazne ve üstte azot/hidrojen karışımı bir atmosferi barındıran kapalı bir çelik bölümden oluşmaktadır. Cam, ergimiş kalay banyosunun üstünde kontrollü şekilde ilerler ve soğuyarak tavlama tünelinde rulolar üstünde hareket edecek şekilde yönlendirilir. Tavlama tünelinden akan cam hat üstünde soğuyarak, otomatik kesim ve mamul toplama bölümüne gelir; burada nihai ürün kesilmiş ve ambalajlı şekilde toplanır. Bu proses camın iki yüzünün birbirine paralel ve hatasız olmasını sağlar. T.S. 10288 standardında üretim gerçekleşir.

Başlıca özellikleri;

  • Üstün kalitede düz camı 2 mm’den- 25 mm kalınlık aralıklarına kadar renksiz ve renkli olarak üretme imkanı,
  • Kapasite sınırı olmaması ve yüksek tonajda cam çeken tesislerin bu prosesi kullanabilmeleri,
  • Kalınlık ve ebat değişimlerinin asgari üretim kaybı ile yapılabilmesi, üretim kayıplarının sadece şerit kenarlarında ince bir kısımdan ibaret olması,
  • Ufak bakımların dışında, tüm kampanya döneminde bu prosesle kesintisiz olarak üretim yapılabilmesi,
  • İşgücü ihtiyacının asgari olması, komple üretim hattının otomatik kontrol imkanı,
  • Yüzey kaplama proseslerinin hat üstü takibine imkan vermesi,
  • İkincil işlemlere tabi tutularak değişik özelliklerde kaplamalı düz cam ürünleri yapılmasıdır.

Ülkemizde float cam üretimi 2010 yılına kadar tek düzcam üreticisi olarak Türkiye Şişe ve Cam Fabrikaları A.Ş.’ne bağlı Trakya Cam tarafından yapılmış olup, 2010 yılında Düzce Cam Sanayi ve Ticaret A.Ş.’nin düzcam faaliyetine başlaması ile float cam üretici sayısı ikiye yükselmiştir. Türkiye’de düz cam üretiminde daha eski bir teknoloji olan Pittsburgh-dikey çekme prosesi ile sheet cam üretimine 1997 yılında son verilmiş ve düz cam üretiminde dünyada uygulanmakta olan en yeni teknoloji ile (float yöntemi) üretime devam edilmektedir. Günümüzde dünyada düz cam alanında yapılan yatırımların hemen tümü float yöntemine dönüktür. Ülkemizde bu yöntemle Avrupa üreticilerinin kalitesinde düz cam üretimi yapılmaktadır.

Mimari Cam:

Yapı içi, yapı çevresi ve kentsel ortamlarda diğer mimari elemanlarla birlikte kullanılan cam, camlı ünite, camlama elemanları ve sistemlerinin üretim, işleme ve montajını kapsayan faaliyetler bütünüdür.

Çevre Kontrol Camları:

Yağmur, rüzgar, toz gibi atmosfer koşullarının yanısıra ışık, güneş radyasyon ısısı, ısı, gürültü, görüntü gibi dış etkenler açısından yapının içi ile dışı arasındaki ilişkileri düzenleyen cam ve camlı ünitelerdir.

Renkli Cam

Cam oluşurken içine katılan renkli kimyevi maddelerle oluşan renklerdir. Bunlar hamurdan renkli camlardır.

Renkleri; Füme (gri), Bronz (kahverengi), Yeşil , Mavi

Kalınlıkları; Füme, Bronz, Mavi renkli camlar genellikle 3-10mm kalınlıkta. Yeşil renkli cam ise  2.2-6mm kalınlıkta üretilirler

Mat Cam

Cam üzerine püskürtme yapılarak yapılan kumlama işlemine mat cam denir

Satina (Satine)

Camların asit yıkama işlemi sonucu pürüssüz hale getirilmesine satina cam denir.

Emaye Baskı

Düz veya şekillerin fırında cama baskı yapılması sonucunda oluşulan camlara denir.

Buzlu-Telli Camlar:

Yatay düzcam çekme prosesi kullanılarak cam eriyiğin biri desenli olan iki merdane arasından geçirilmesi suretiyle üretilen buzlu camların bir yüzü düz, diğeri desenlidir. Çeşitli renk ve desenlerde üretilen buzlu ve telli camlar inşaat ve özellikle son yıllarda enerji sektöründe pazarlanmaktadır. Işık ve gizliliğin bir arada önem kazandığı banyo, yatak odası gibi yapı bölümlerinde kapı camı veya iç mekan camı, beyaz eşya sektöründe buzdolabı camı olarak kullanılan bu ürün güneş pilleri sektöründe PV camı (fotovoltaik) olarak da kullanılmaktadır.

Çift Camlar:

Enerji tasarrufu ve ses yalıtımı sağlamak üzere ve iç mekanlarda konfor arayışının bir sonucu olarak düzcamların çeşitli çiftcam uygulamalarına verilen addır. İstenilen ölçüde iki cam arası çıtalanarak hazırlanır. Çeşitli düzcam türleriyle teknik uygulamaları vardır.

Float teknolojisi ile üretilen düzcamlara özellik kazandırmanın en önemli yolu yüzey kaplama teknolojileridir. Bu alanda hat üstü ve hat dışı olmak üzere birçok teknik kullanılabilmektedir. Enerji tasarrufu ve çevreye yönelik olarak üretilen ‘’güneş ve ısı kontrol camları’’ dünyada özellikle gelişmiş ülkelerde, artık düzcamın yerini alan ürünlerdir. Günümüzde büyük düzcam üreticileri enerji tasarrufunu arttırmaya yönelik güneş ve ısı kontrol camlarını üretmekte, yüksek performanslı camlar gibi katma değeri yüksek ürünlere ağırlık vermekte ve ürün çeşitlerini arttırmaktadır. Türkiye düzcam sektöründe rekabet gücünü korumak adına bu paralelde yüksek teknolojiye dayanan ve değer artışı meydana getiren bu ürünlere ağırlık vermektedir. Yüksek performansa sahip nitelikli yalıtım camları ‘’low-e’’ ve ‘’solar low-e’’, ısı kayıplarını tek cama göre %77, klasik çift cama göre ise %50 oranında azaltmaktadır. Ülkemizde mevcut tüm konutlarda nitelikli yalıtım camlarının kullanılması durumunda, Türkiye’de her yıl 2,5 milyar $’lık tasarruf sağlanabileceği öngörülmektedir. Yeni binalarda yalıtımlı camların kullanımını teşvik eden ‘’TS 825 Isı Yalıtım Kuralları Standardı”nın 2008’de yürürlüğe girmesiyle enerji tasarrufu sağlayan ürünlerin kullanımı yaygınlaşmaktadır.

Çok Amaçlı Camlar/Kaplamalar:

Hem güneş kontrol hem de iklim kontrol özelliklerini bir arada bulunduran camlama kombinasyonları ve/veya yumuşak kaplamalardır.

Güneş Kontrol Camları/Kaplamaları:

İçeri giren güneş enerjisini denetleyerek iç mekanları daha konforlu hale getiren ve soğutma giderlerinden tasarruf sağlayan cam veya kaplamalardır.

Hat Dışı Kaplamalar:

Float hattını terkedip stoğa alınan cam üzerine başka bir tesiste yapılan kaplamalardır. Gerekli durumlarda, temperleme işlemi kaplama öncesinde yapılabilmektedir.

Low-E:

Düşük Emissivity (Düşük Yayımlılık) manasına gelen, ısı kontrolü sağlayan, yumuşak kaplama adıdır.

Sert Kaplamalar:

Çizilme, aşınma ve rutubete karşı dayanıklı hat üstü veya hat dışı kaplamalardır. Sert kaplamalı camlar yapılarda tekcam olarak kullanılabilir. Yalıtım camı üretimi sırasında da “kenar sıyırma” işlemine ihtiyaç göstermezler.

Yumuşak Kaplamalar:

Çizilme, aşınma ve rutubete karşı dayanıksız, ancak performans değerleri daha yüksek olan hat dışı kaplamalı camlardır. Yumuşak kaplamalı camlar yapılarda ancak yalıtım camı bünyesinde kullanılabilir. Yalıtım camı üretimi sırasında “kenar sıyırma” işlemine ihtiyaç vardır.

Ses yalıtımı, iki cam kalınlığı farklı seçilerek, ısıcam ünitesinde daha iyi bir hale getirilebilir. Optimum performans sağlamak isteniyorsa gürültü kaynağına yakın olan camın kalınlığı diğer camdan %30 daha fazla olmalıdır ki, iki cam arasındaki ses titreşimi ve iletimi düşürülebilsin. Aynı şekilde, ses yalıtımı lamine camlarla da iyi hale getirilebilir. Bunda lamine camın bünyesinde kullanılan cam ve PVB kalınlıkları etkili olmaktadır. Isıcam ara boşluğu olabildiğince geniş (max. 20 mm) seçilmelidir. Isı yalıtımını iyileştiren argon gazının ise ses yalıtımını iyileştirme etkisi çok azdır.

Sertleştirilmiş ya da temperlenmiş cam yapımında sıcaklık, cam plastik hale gelmeye başlayıncaya kadar düzenli olarak artırılır. Sonra hemen fırından çıkarılır, uygun aletlerle gerekli yerlerden kıvrılır ve üstüne kuvvetle üflenen soğuk havayla düzgün olarak soğutulur. Böylece cam yüzeyi kırıcı kuvvetlere karşı normalden çok daha fazla direnç kazanır, kırılırsa da dağılmaz.

Emniyet camları üretim şekline göre başlıca ikiye ayrılır;

Temperlenmiş camlar: Özel ısıtma sistemlerinde camlar yumuşak hale gelmeye başlayıncaya kadar ısı düzenli olarak artırılarak 620 °C – 645 °C arasındaki seviyelere getirilir. Sonra hemen fırından çıkarılır, uygun aletlerle gerekli yerlerden kıvrılır ve üstüne kuvvetle üflenen soğuk havayla düzgün olarak soğutulur. Isıl işleme (ısıtma ve ani soğutma) tabi tutulan cam düz ve bombeli olarak şekillendirilir. Otomotiv, inşaat ve beyaz eşya sektörlerinde kullanılır. Temperleme işlemi ile verilen mekanik dayanım temperlenmiş camın normal camlara göre 5 kat daha güçlü olmasını sağlar. Cam yüzeyi kırıcı kuvvetlere karşı normal camdan çok daha fazla direnç kazanır, kırılma halinde ufak parçalara ayrılır ve bundan dolayı yaralanma risklerini en asgariye inmesi sağlanır. Camlar temperli cam haline getirildikten sonra kesme, taşlama gibi işlemler yapılamamaktadır.

Temperli camlar; diğer normal camlara oranla çok daha fazla güvenlik içerdiklerinden ve daha sağlam olduklarından özellikle motorlu araçlarda, binaların cephe camlarında, bahçelerin camla kapatılarak kış bahçesi oluşturmada, balkon kapatmada, işyerlerini camla bölmede, merdiven basamağı yapımında, asansör camlarında, duş kabinlerinde, bombeli endüstriyel buzdolaplarında, bazı beyaz eşyalarda, kafeterya, pastane gibi işletmelerde camlama ve balkon ihtiyaçları için kullanılırlar. Ayrıca enerji alanında güneş enerjisinden yararlanarak sıcak su üreten güneş kolektörleri ile elektrik üreten güneş pillerinde (fotovoltaik-PV) temperli camlar kullanılmaktadır.

Lamine camlar, renkli veya renksiz özel bağlayıcı polivinil butiral (PVB) tabakalar yardımıyla iki veya daha fazla cam plakanın ısı ve basınç altında birleştirilmesi ile üretilir. Kırılma halinde parçaları yerinde tutarak yaralanma risklerini azaltır. Bu özelliği nedeniyle lamine camlar güvenlik camı olarak kabul edilir. Lamine camlar düz ve bombeli olarak inşaat ve otomotiv sektörlerinde kullanılmaktadır. Bununla birlikte kurşun geçirmez iki veya çok katlı lamine camlar yapılmaktadır.

Kırılma sonrasındaki cam saçılmaları ve cisimlerin geçişine karşı direnci nedeniyle gerek insan sağlığı gerekse hırsızlık ve saldırı, benzeri güvenlik sorunlarının beklendiği yerlerde yaygın bir kullanım potansiyeline sahiptir. Lamine cam normal camlardaki şeffaflık ve geçirgenlik özelliklerini büyük ölçüde değiştirmez. Çünkü kullanılan ara tabakalarla camın optik özellikleri birbirine yakındır. Lamine cam aynı zamanda gürültü yalıtımına katkısı ve düşük UV geçirgenliği ile de yararlı bir üründür. Lamine cam renkli renksiz PVB, renkli renksiz ve yansıtıcı cam kombinasyonlarıyla üretilebilmektedir. Bunun yanı sıra lamine cam gerektiği takdirde temperli cam kombinasyonlarıyla üretildiği gibi yalıtım üniteleri bünyesinde de yer almaktadır.

Lamine cam kombinasyonları, camlar, renkli cam kullanılarak, renkli PVB kullanılarak ve cam kalınlıkları değiştirilerek özel üretim de elde edilebilir. PVB kalınlıkları; 0.38, 0.76, 1.14 ve 1.52

Sentry Glass

Ayrıca binalarda güvenlik ihtiyacı olan alanlarda güvenlik camı kullanımı 2010’da “TS 13433 Cam Yapılarda Kullanılan İnsan Çarpmasıyla İlgili Güvenlik için Uygulama Kuralları” standardı ile zorunlu hale getirilmiştir. Bu standart ile güvenlik ihtiyacı olan alanlarda lamine cam kullanımı zorunlu olmaktadır.

Aynalar:

Camın tarihsel gelişimi içinde en eski yüzey kaplama türüdür. Metal tuzu püskürtülerek ve diğer bir indirgen çözelti tatbik edilerek uygun sıcaklıkta yüzeyde metal çözeltiler (örneğin gümüş) uygulanmaktadır. İnşaat, mobilya, dekorasyon, otomotiv sektörleri ile çeşitli optik uygulamalarda kullanım alanı bulmaktadır. Ayrıca yapılan çalışmalar sonu-cunda çevre dostu ayna üretimi de sağlanmıştır.

Cam Tuğla:

Cam tuğla, ışık geçirebilen ve duvar örülebilecek şekilde özel olarak şekillendirilmiş camlardır. Cam duvar tuğlaları, presleme yöntemi ile şekillendirilen, iki adet yarım cam tuğlanın kenarlarının sıcakta eritilerek birbirine yapıştırılması ile elde edilmektedir. Arada bulunan hapsedilmiş kuru havanın varlığı sayesinde iyi bir ısı tutucudur. Bu camlara çok değişik desenler yapılmak suretiyle farklı ısı geçirgenliklerine sahip olan cam tuğlalar elde edilir

Son yıllarda yaşanan küresel ekonomik krizler tüm diğer sektörlerde olduğu gibi cam sektöründe de talebin yavaşlamasına ve ertelenmesine neden olmuştur. Ancak Türkiye ekonomisinde son dönemde görülen hane halkı tüketim harcamalarındaki artış ile kişi başına milli gelirdeki artışın olumlu etkisi ve cam ürünleri fiyatlarının reel olarak düşmesi sonucunda yurt içinde cam talebi ve tüketimi artmıştır.

Cam ürünlerine tek tek bakıldığında talebin daha çok katma değeri yüksek ürünlere yöneldiği görülmektedir. Örneğin düzcamı girdi olarak kullanan inşaat sektörü ham cam yerine, çift cam, kaplamalı cam, lamine cam gibi işlenmiş cam ürünlerini talep etmektedir. Cam ev eşyasında klasik şekil ve renkteki ürünler yerine farklı tasarımlar ön plana geçmektedir. Cam ambalajda farklı tasarımın yanı sıra hafifleştirme ve dayanıklılığı arttırma çalışmaları talebi yönlendirmektedir. Cam elyafı, cam yünü ve diğer cam ürünleri pek çok alanda sürekli farklılaşan ve zenginleşen uygulamalarda yer almaktadır.

Cam sektörü ürünleriyle birçok sektör ve yan sanayi ile ilişkidedir.

  • Düzcam ve işlenmiş cam ürünleri inşaat, tarım (seracılık) otomotiv, enerji, beyaz eşya, ve mobilya sektörlerine,
  • Cam ambalaj gıda, içecek (su, süt, meşrubat, maden suyu), alkollü içkiler (şarap, bira, vb.) ilaç, kozmetik sanayilerine,
  • Cam ev eşyası ev kesimi, turizm (otel, lokanta, kafe gibi), gıda, promosyon ve perakende sektörlerine,
  • Cam elyaf, cam takviyeli plastik (CTP) ürünlerine girdi olmakta, CTP ürünleri ise inşaat, taşıt araçları (kara, deniz, demiryolu), mobilya, boru, elektrik ve elektronik sanayilerine girdi vermektedir.

Bu sektörlerin kalite, renk, tasarım, baskı taleplerine cevap verilmekte, taleplerine yönelik makine, donamı ve teknoloji yatırımları gerçekleştirilmekte, ayrıca yeni ürünler geliştirilerek sektördeki yeniliklere öncülük yapılmaktadır.

İnşaat Sektörü:

Türkiye’de iç talepteki yavaşlama tüm alt sektörlere durgunluk veya daralma şeklinde yansımış, en çok etkilenen sektörlerden biri de inşaat sektörü olmuştur. 2009 yılında yaşanan daralma sonrası dönemde inşaat sektöründe hızlı bir seyir izleyen büyüme, 2012 yılında %1 gibi düşük bir seviyede kalmıştır. Ancak 2012 yılında %22 oranında artan yapı ruhsatlarının, %4,6 oranında artan konut satışlarının ve kentsel dönüşüm projelerinin sektörü canlandırması ve önümüzdeki dönemde düzcam tüketimini de olumlu yönde etkilemesi eklenmektedir. Ayrıca, yeni binalarda enerji kimlik belgesinin aranması, bina yenilemelerinde ve yeni bina yapımlarında ısı yalıtımı sağlayan daha nitelikli camların kullanılmasını da beraberinde getirecektir.

Otomotiv Sektörü:

Türkiye, otomotiv üretimi açısından dünyada 16’ncı, Avrupa’da Almanya, İngiltere, İtalya, Fransa ve İspanya’nın ardından 6’ncı büyük otomotiv pazarıdır. Türkiye büyük otomotiv üreticilerinin üretim üslerinden birisi konumundadır. Sanayideki bu gelişme paralelinde, Türkiye otomotiv pazarı gelinen noktada küresel pazarın bir parçası olmuş ve uluslararası markaların hemen hemen tamamının rekabet ettiği büyük bir pazar halini almıştır. Türkiye’de faaliyet gösteren otomotiv firmalarının tamamına yakını oto camı tedariklerini yurt içindeki otomotiv camı üreticilerinden sağlamaktadır.

Türkiye ekonomisinin büyümesindeki yavaşlama, kredi maliyetlerinin değişkenliği ve ÖTV’deki artışlar, Türkiye otomobil ve hafif ticari araç pazarının daralmasına neden olmuş ve bu kapsamda Türkiye otomotiv pazarı 2011 yılına göre %10 oranında azalmıştır.

Batı Avrupa kaynaklı olmak üzere, Avrupa otomotiv pazarında, ekonomik krize bağlı olarak daralma devam etmiştir. Batı Avrupa otomotiv pazarında %8’lik bir küçülme söz konusu iken Doğu Avrupa pazarında daha olumlu bir tablo gerçekleşmiştir. Dünya otomotiv sektörünün potansiyeli yüksek pazarlarından olan Rusya’da, otomotiv pazarının büyüklüğünün kriz öncesi seviyelerine gelmeye başladığı görülmektedir.

Avrupa pazarında yaşanan %8’lik daralma, Türkiye otomotiv ihracatını da aynı oranda etkilemiştir. 2012 yılında otomotiv araç ihracatı 2011 yılına göre %8 oranında azalmıştır. İç ve dış pazarlardaki talep daralması otomotiv üretimini de doğrudan etkilemiş ve 2012 yılı toplam otomotiv üretimi bir önceki yıla göre %10 düzeyinde bir düşüş göstermiştir.

Enerji Sektörü:

Güneş enerjisinden elektrik üreten güneş pilleri kurulu kapasitesi, tüm dünyada 2011 yılında yaşanan hızlı büyümenin ardından kurulumların 2012 yılında yatay bir seyir izlemesiyle toplamda 100 GW’lık bir seviyeye ulaşmıştır. Dünya güneş enerjisi pazarında, Türkiye, güneş enerjisinden yararlanma alanında önemli bir potansiyel taşımaktadır. Enerji Bakanlığı’nın 2010-2014 yıllarını kapsayan planına göre “Enerji tüketiminin %30’unun yenilenebilir enerji kaynaklarından karşılanması” hedeflenmektedir. Bu doğrultuda, Enerji Piyasası Düzenleme Kurumu’nun (EPDK), güneş enerjisi santralleri için 2013 Haziran ayında yapacağı 600 MW ‘lık lisans dağıtımı ile birlikte, Türkiye’deki güneş enerjisi kurulu gücünde ve dolayısıyla enerji camları pazarında canlanma beklenmektedir.

Diğer yenilenebilir enerji kaynakları gibi güneş enerjisi sektörü de tüm dünyada ve ülkemizde yüksek büyüme potansiyeli vaat etmektedir. Ülkemiz cam üreticileri de güneş enerjisi sistemlerinin verimini arttırmaya katkı sağlayan cam ürünlerini geliştirmek ve çeşitlendirmek amacıyla çalışmalarını sürdürmektedirler.

Beyaz Eşya Sektörü:

Beyaz eşya sektöründe Türkiye’de üretim 2011 yılına göre %8 oranında artmıştır. Trakya Cam’ın girdi verdiği segmentler olan buzdolabı üretimi %12, fırın üretimi ise %4 oranında büyüme göstermiştir. Avrupa beyaz eşya üretimi ise 2011 yılı ile aynı seviyede bir üretim hacmini sürdürmüştür.

Gıda-Kozmetik Sektörü:

Cam ambalaj alanında özellikle gıda ve kozmetik sektöründe gelişen ürün çeşitleri ve dağıtım kanallarında ambalajın önem kazanması, sektörü hareketlendirmektedir. Cam sektörü müşteri odaklı üretim ve pazarlama anlayışı ile girdi verdiği sektörlerdeki gelişmelere ve taleplere paralel olarak, mevcut ürünlerini geliştirecek, mevcut üretimine yeni ürünler ekleyerek talepleri karşılamayı sürdürecektir.

Üretim ardından istenilen boyutlara ulaşmayan camlar istenilen ebat veya şekil düzeltme amacıyla kesim işlemi yapılmaktadır. Elmas kesimi, CNC kesimi, pürmüz ısıl kesim cam kesim türlerinden bazılarıdır. Üfleme yöntemiyle üretilen bardakların uç kısımları düz ve keskin olduklarından dolayı pürmüz ısıl kesimle düz bir şekle getirilir ve kesici alet kullanılmadığından dudak kısımları kesici olmamaktadır.

Temperleme

Temperleme işlemi yapılmış camlara kumlama, koparma, boyama haricinde herhangi bir başka işlem; kesim, delik delme, havşa açma, kenar ve yüzey taşlama işlemleri yapıldığı durumlarda cam patlamaktadır. Bu nedenle temperleme işlemine girecek camın; ölçülendirme, rodajlama, delme vb. ihtiyaç olacak işlemlerin temperleme işleminden önce yapılması gereklidir.

Temperleme işlemi uygulanacak camların kenarlarına mutlaka rodaj veya zımpara işlemi uygulanmalı, camın kenarında veya delik kenarında yer alan çapaklar havşa işlemi yapılarak temizlenmelidir, yoksa cam temperleme işlemi sırasında fırında patlar. Temperleme işlemi uygulanacak camda yer alan deliklerin çapı en az cam kalınlığı kadar olmalıdır. Delik çapının cam kalınlığından küçük olduğu durumda cam temperleme işlemi sırasında fırında patlar. Ayrıca cam üzerinde yer alan delikler cam kenarına çok yakın olmamalı ve belli bir bölgede birbirine yakın konumda yoğunlaşmamalıdır.

Rodajlama

Camın keskin uçlarına elmas taş ile profil kazandırma işlemidir.

Lamine

Detaylı bilgi için…

Renklendirme

Şeffaf camlar camın uygulama alanına göre dekoratif bir görüntü oluşturmayacağı için kullanım alanına göre renklendirilebilirler. Baskı ve püskürtmeli olarak boyanan camlar gerektiği durumlarda temperlenir ya da tansiyonsal ısıl işlem uygulanarak boya ile camın iyice tutunması sağlanır. Tansiyonsal ısıl işlemde, giriş sıcaklığı 550 °C’lik fırına gönderilir ve 1.5 saatlik silindirli bant sistemiyle, diğer taraftan 55 °C olarak çıkar.

Folyolama

Asit ve kumlama işlemi, cam yüzeyinde aşındırma meydana getirerek dekoratif görüntü verme işlemleridir. Bu görünümün oluşması için cam yüzeyi kâğıt ya da PVC folyo ile kaplanır. Bu folyolar elle ya da özel kesim makinelerinde kesimi yapılarak yapıştırılabilir. Bu folyoların üzerindeki deseni ortaya çıkaracak şekilde, kumlama yapılmak istenen bölgedekilerin cam yüzeyinden kaldırılması ile ve daha sonra da basınçlı boya tabancalarının nozulları değiştirilerek cam yüzeyine tazyikli hava püskürtmek suretiyle yapılan işleme kumlama denir.

Asit işleminde ise cama etki eden tek asit olan HF (hidroflorik asit) kullanılır. Bunda da yukarıda anlatıldığı gibi açıkta kalan bölgeye asit dökerek cam yüzeyi ile reaksiyona girmesi ve o bölgede bir aşınma oluşturulması bir yöntemdir. Diğer bir yöntem ise asit kopartma adı verilen işlemdir. Bu işlemde, önce kumlama yapılarak tüm yüzeyi aşındırılan cam üzerine kaynatılarak zamk haline getirilmiş ve bu arada içine bir miktar HF (hidroflorik asit) ilave edilmiş boncuk tutkalının ince bir tabaka halinde sıvanması ve kurumaya bırakılması ile yapılır. Kurudukça yüzey gerilimi sebebiyle cam üstünde zar gibi kalkmalar başlar ve kopartma adı verilen işlem meydana gelmiş olur.

Bombeli Temper

Bu işlemde temperleme anında ısıl şok uygulanan cam soğutulmadan, belirli yarıçap oranında bükülür. Temper makinesindeki soğutma bükülme anında uygulanmaktadır. Bir kenarı 230mm’den küçük olan camlar silindirler arasında tutunamayacağından dolayı temperleme ve bombeleme yapılamaz.

2 ya da 3 cam panelin, yüzeyleri birbirlerine paralel olacak şekilde, kenarlarda ara boşluk çıtaları ile belli bir mesafede sabitlenmesi ve ara boşluktaki hava ya da soy gazın sızdırmazlığının sağlanmasıyla oluşturulan saydam panellere “yalıtım camı” denir. Her ne kadar adı “yalıtım camı” olsa da camın gerektiğinde güneş ışığını ve ısısını kontrol, güvenlik, emniyet, gürültü kontrolü, berraklık gibi birçok özelliğe daha sahip olması istenir. Dolayısıyla cam seçimi kararı verilirken tüm bu gereksinimler saptanıp ona göre seçim yapılmalıdır

Yalıtım camı üniteleri aşağıdaki elemanlardan oluşur:

  • İç yalıtım dolgusu (bütil – poliisobutilen, mastik ya da bant)
  • Ara boşluk çıtası (alüminyum, galvanize çelik ya da daha iyi yalıtım için sıcak kenar cam çıtası-warm-edge)
  • Nem alıcı (slicate gel)
  • Dış yalıtım dolgusu (polisülfid – poliüretan – silikon, sızdırmaz mastik)

Yalıtım camlarında cam panellerin yüzeyleri dışarıdan içeriye doğru numaralandırılır. Dolayısıyla bir çift camda dıştaki camın dışa bakan yüzeyi 1. yüzey, içteki camın iç yüzeyi 4. yüzey olarak adlandırılır.

Yalıtım camlarının enerji performansları 3 bileşen ile değerlendirilebilir

  • Isı kayıpları (ısı iletim katsayısı Ug (Uglass ) ile ifade edilir)
  • Güneş ısı kazancı (solar faktör)
  • Gün ışığı geçirgenliği (VT)

Bazı cam tiplerine göre:

Cam Tipi

Ug W/m2K

Solar Faktör (%)

Gün Işığı Geçirgenlik (%)

Tek Cam

5.6

 

 

Standart Yalıtım Camı

2.7

55

79

Low-E Kaplamalı Yalıtım Camı

1.3

53

71

Solar Low-E Kaplamalı Yalıtım Camı

1.3

43

71

En doğru değerleri cam üreticilerinden elde edilebilir. Yalıtım camlarının enerji performansı 3 bileşen düşünülerek ifade edilebilir.

Isı kayıpları

Isı kayıpları dış ve iç ortam arasındaki sıcaklık farkından meydana gelir. Isı sıcak taraftan soğuk tarafa kaçar. Camın ısı iletim katsayısı camdaki ısı kayıplarını belirler. Isı iletim katsayısı düşük olursa ısı diğer tarafa kolay geçemez. 2 cam arasındaki boşluk ısının iletim ile yayılmasını engeller. Isı kayıpları da 5.6 W/m2K’den 2.7 W/m2K’e iner. Ancak başka bir iyileştirme, Low-E (Low Emissivity-Düşük Emisyonlu/Düşük Yayımlılık) kaplamalı cam kullanımı, ısıyı içeride tutarak, ısı kayıplarını 1.3 W/m2K’e kadar düşürebilmektedir. Low-E kaplama her zaman camın 2. yüzeyinde uygulanır, nadiren de olsa bazen 3. yüzeyde de uygula yapılmaktadır. Günümüzde özellikle ısıtma giderlerinin önemli olduğu iklimlerde cam seçiminde Low-E cam olmasına özen gösterilmektedir.

Low-E kaplama, kısa dalga boylu güneş ısısının camdan geçişine izin verir. Güneş ısısının %3’ü ultraviyole (mor ötesi), %44’ü görünür ışık, %53’ü ise kızıl ötesi ışık dediğimiz dalga boylarında yayılır. Yani güneş enerjisinin yaklaşık yarısı görünür ışıktan, yarısı ise kısa dalga boylu kızıl ötesi ışınımdan yayılır.  Low-E kaplama kısa dalga solar kızıl ötesi ışınları yansıtmayarak içeriye girişine izin verir. Yani Low-E camlar solar faktörü (güneş ısı kazancını) düşürücü bir etkiye sahip değildir. Buna pasif solar kontrol denir. Yazın soğutma ihtiyacı olmayan yani çok sıcak olmayan iklimlerde (Erzurum, Kars gibi) pasif solar kontrol demek ısıtma ihtiyacı olan zamanlarda güneş ısısının içeriye girmesine izin vererek ısıtma masraflarını düşürmek demektir. Yani normal Low-E camlar yazları soğutma ihtiyacı olmayan coğrafyalar (Erzurum, Kars gibi) için solar Low-E camlardan daha iyi bir tercihtir.

İçeriye girişine izin verilen güneş enerjisi ve evin ısıtma sistemi birlikte odayı ısıtırlar. İç ortamda ısı uzun dalga boylarında yayılır. Low-E cam bu uzun dalga boylu yayımı içeriye geri yansıtır.
Low-E: Low Emissivity yani yayımlılığı düşük demektir. Düşük yayımlılık yansıtma özelliğinin bir sonucudur. Low-E camlar uzun dalga ışımaları yansıtır. Işımalar dalga boylarına göre kısadan uzuna mor ötesi, görünür ışık ve kızıl ötesi ışık olarak sıralanır. Dünya görünür ışık yada ultraviyole radyasyon (yayım) üretmez. Dünya tarafından yaratılan tüm yayılım kızıl ötesi uzun dalga yayılımdır. Eşyalardaki ısı uzun dalga boylu ışıma yayar ve bu ışıma Low-E camda yansıyarak tekrar iç ortama döner. Bu kaplamayı aynı bir termos gibi yansıtıcı ancak boşluklu bir yüzey kaplama olarak düşünün. Bu kaplama görünürlüğü etkilemez ancak uzun dalga yayınımı (ışımayı) yansıtır.

Isı yalıtımını artırmak için:

  • 2 yerine 3 cam panel kullanarak 2 boşluk yaratılmaktadır
  • Hava boşluğu yerine Argon gibi bazı soy gaz doldurulmaktadır
  • Yalıtımlı cam ara boşluk çıtası olarak sıcak kenar cam çıtası (warm-edge) kullanılmaktadır

Bu önlemlerin biri ya da birkaçı birlikte kullanılarak camdaki ısı kayıpları minimize edilebilir.

Güneş Isısı Kazançları

Yukarıdaki sayısal örnekte görüldüğü üzere low-e kaplamalı cam ile solar low-e kaplamalı camın ısı iletim katsayıları aynı, yani ısı kayıpları aynı. Ancak buna bakarak iki camın termal performanslarının eşit olduğunu söyleyemeyiz. Çünkü iç ortam ile dış ortam arasındaki ısı alışverişi sadece sıcaklık farkından değil, güneş ışımasından da kaynaklanır. Güneşin görünür ışık ve kızılötesi ışınları ısıya sebep olurlar. Camın güneş ısısını ne kadar içeri aldığı yüzde olarak solar faktör ile belirtilir. Solar ısı kazançlarının az ya da çok olmasından avantaj yada dezavantaj olarak söz edilebilmesi için pencerenin bulunduğu iklim koşulları ve konum bilinmelidir.

  • Eğer iç ortamda yılın hiçbir zamanı soğutmaya ihtiyaç duyulmuyorsa güneş ısısından kışın azami faydalanmak isteyeceğimiz böylece ısıtma masraflarını düşürebileceğimiz açıktır. İşte bu durumda solar kontrolü olmayan normal Low-E kaplamalı camlar çok uygundur, çünkü güneş ısısının içeri girmesine izin verirler. Buna da pasif solar kontrolü denir.
  • Eğer yazın soğutma giderlerinin çok olduğu sıcak bir iklimdeki (İzmir, Muğla, Antalya gibi) pencereden bahsediyor isek solar faktörü düşük yani güneş ısısını daha düşük oranda geçiren güneş kontrollü solar Low-E camların kullanımı daha uygun olacaktır. Üstelik spektral seçici olan solar Low-E camlar güneşin ısıya sebep olan ışınlarını yansıtırken gün ışığını azami derecede içeri almaya yardımcı olur. Reflektif camlar da solar kontrol sağlar ancak gün ışığını (güneş ışınlarının spektrumda görünür dalga boylarını) yansıttığından en iyi yöntem olmayabilir, spektral seçici solar Low-E camlar tercih edilebilir.

Gün Işığı Geçirgenliği

Bu 3. ve son unsur ise görünür ışıktan ne kadar fazla istifade etmek istediğimizle ilişkilidir. Güneş ısısının yarısı görünür ışık olduğundan gün ışığını yansıttığımızda güneş ısısının da azalacağı aşikardır. Ancak spektral seçici camlar sayesinde ışığı yansıtmadan da güneş ısısını azaltmak mümkün olabilmektedir. Aynı güneş ısısı kazanç faktöründe olduğu gibi gün ışığı geçirgenliğinde de beklentimizin ne olduğu cam seçiminde belirleyici olacaktır.

Low-E cam, eşyaların ve kumaşların renklerinin solma nedeni olan ultraviyole (UV) ışınlarının geçişini %76 oranında, solar Low-E cam ise %91 oranında engeller. Buna göre solar low-e camlar eşya ve kumaşlarda solmayı engellemesi sebebi ile de tavsiye edilir. Bu da solar kontrolün ayrı bir boyutudur.

Solar kontrol: güneş ısısı ve gün ışığı

Güneş kontrolü, ne kadar az o kadar iyi, yada ne kadar çok o kadar iyi diyebileceğimiz bir kavram değil. Güneşin ışığından belli miktarda faydalanmak isteriz ya da korunmak isteriz. Aynı şekilde ısısından da belli ölçüde faydalanmak ya da korunmak isteriz. Güneş kontrolü kavramı bu 2 değişkeni yani güneş ısısını ve ışığını ihtiyacımıza göre optimize etmektir.

Güneş ısısından ve ışığından yararlanma isteğimiz uygulanacak cephenin yönüne, mevsime hatta günün saatine göre de farklılık gösterebilir (ki gösterir). Örneğin günümüzde saygın cam cepheli binalarda kuzey cephede farklı güney cephede farklı camlar kullanılıyor. Bu durum da gösteriyor ki güneş kontrolünü her proje için bütüncül olarak değerlendirmeli ve uygulamalıyız.

Gölgeleme Elemanları İle Solar Kontrol

Soğutma ihtiyacı duyulan şartları iyileştirmek amacıyla, yada soğutma ihtiyacı olmasa da sadece güneş ışınlarının direk gelmesinin sebep olduğu konforsuz durumları; örneğin kamaşma, aşırı parlaklık, oda içindeki nesnelerin UV ışınlarından zarar görmesi, solması sayılabilir, bunları ortadan kaldırmak adına gölgeleme elemanları kullanarak solar kontrol sağlamak ilk düşünülen yöntemdir.  Gölgeleme elemanları kullanarak doğrudan gelen güneş ısı ve ışığından korunabilir ve hareketli gölgeleme elemanları ile bu korunma miktarını mevsimsel olarak yada günün belli saatlerine göre optimize edebiliriz. Örneğin ısıtma ihtiyacı olan dönemlerde güneş ısısından faydalanmak için belli zamanlarda gölgeleme elemanlarının aktif olarak çalışmasını istemeyiz. Kışın yaprak döken ağaçlar bile bir hareketli gölgeleme elemanı kabul edilebilir. Kışın güneş ışınlarının gelmesine izin verip yazın vermeyerek mevsimsel seçici bir gölgeleme elemanı olarak davranırlar.

Doğru konumlanmış gölgeleme elemanları yazın daha tepeden gelen güneş ışınlarını keserken kışın aynı güneş ışınlarının direk gelmesini sağlayarak sabit olsalar bile mevsimsel seçici gölgeleme elemanı gibi davranırlar. Ayrıca hareketli gölgeleme elemanları kullanarak günün farklı saatlerinde güneş ışık ve ısısından farklı miktarlarda yararlanmayı seçebiliriz. Hareketli gölgeleme elemanları otomatik olabilir yada en basitinden bir perde bile hareketli gölgeleme elemanıdır. Otomatik kontrollü gölgeleme elemanları, hatta gölgeleme elemanı üzerinden solar panellerle enerji elde etmek bile mümkündür ve böyle örnekler mevcuttur. Gördüğünüz gibi güneş kontrolü hem çok karmaşık hem de çok basit olarak ele alınabilecek bir konu.

Gölgeleme elemanlarıyla bir yere kadar mevsimsel ve hatta hareketli gölgeleme elemanlarıyla günün farklı zaman dilimlerinde seçici solar kontrol yapabiliriz. Gölgeleme elemanları mutlaka göz önünde tutulması gereken bir konu. Bunun yanında pencerelerin ve cephelerin cam / çerçeve oranları da güneş kontrolünü belirlemede önemli bir faktör. Cam oranı arttıkça, gölgeleme elemanlarının da olmadığını kabul edersek yada gölgeleme elemanlarına takviye olarak düşünürsek camların kendi güneş kontrol özellikleri ön plana çıkıyor. Böylece bu yazının esas konusu olan camda güneş kontrolü konusuna geliyoruz.

Camın solar faktör değeri (g), güneş ısısından faydalanma miktarını gösterir. Gölgeleme elemanlarının olması ve bu elemanların günlük ve mevsimsel otomatik yada manuel hareket imkanları camın solar faktörü üzerine yapılan çıkarımları geçersiz kılacaktır.

Isı Geçirgenlik Katsayısı (Isı iletim katsayısı):Ug (Thermal transmittance coefficient)

Camlarda ısı kayıplarını ısı geçirgenlik katsayısı (EN 673) ile ölçülür. Daha düşük U değeri; daha iyi bir ısı yalıtımı, daha az ısınma masrafı ve daha çok kış rahatlığı demektir. Pencerenin ısı yalıtım değeri Uw: çerçevenin U değerine (Uf: Uframe) ve camın U değerine (Ug: Uglazing) bağlıdır.

Gün Işığı Geçirgenlik: VT (Visible Transmittance)

Cama gelen ışığın gözle görünen dalga boyunda olan kısmının (yaklaşık 380 – 720 nanometers arasındaki kısım) camdan geçen yüzdesine gün ışığı geçirgenlik denir. EN 410 standardında belirtilmiştir. Güneş ışığı doğal aydınlatma sağlar. Dolayısı ile iç mekana güneş ışığını yeterli düzeyde almak ısınma haricinde aydınlatma açısından da önemlidir. Üstelik güneş ışığı sadece aydınlatma ihtiyacını değil aynı zamanda doğal ışık olarak konfor ihtiyacını da karşılar.

Güneş Isısı Kazanç Katsayısı (Güneş Enerjisi Toplam Geçirgenlik, Solar Faktör: g değeri, SHGC (Solar Heat Gain Coefficient)

Cam üzerine gelen toplam güneş enerjisinin içeriye giren yüzdesidir. EN 410 standardınca tanımlanmıştır. Daha düşük güneş enerjisi toplam geçirgenlik değeri, daha iyi güneş kontrolü demektir. Güneş Enerjisi sıcak havalarda kaçınmak soğuk havalarda ise faydalanmak istenilen bir olgudur. Dolayısı ile aydınlanmanın daha az olacağı ancak daha da az ısınacak kuzey cephelerde seçimimizi ışığın ve ısının daha çok geçirildiği camdan yana kullanmamız mantıklı olabilecektir. Ancak sıcak iklimlerde ise güneş enerjisi soğutma giderlerini arttıracak olduğundan mümkün olduğunca kaçınmak isteriz. Soğuk iklimlerde pasif solar enerjisinden azami faydalanmak için yüksek SHGC tercih edilir. (>0.55) Sıcak iklimlerde ise 0.4’den az olması tavsiye edilir.

Solar Low-L camlar gün ışığı geçirgenliği değerini düşürmeden güneş ısısı kazanç katsayısını düşürmeyi ve böylece soğutma masraflarını düşürmeyi hedefler.

Gölgeleme Katsayısı: b faktörü, SC (Shading Coefficient)

Eskiden kullanılan bir standarttı ve yerini yukarıda verdiğimiz Güneş Enerjisi Toplam Geçirgenlik değerine bıraktı. EN 410 standardında yer alır. Bu katsayı hangi pencere için verildi ise o pencerenin solar ısı kazanç katsayısının aynı çevresel koşullarda ve aynı şekilde ışınım alan tek kanatlı 3mm şeffaf camlı standart referans bir pencerenin solar ısı kazanç katsayısına oranıdır. Bu değerin 1’den büyük olması güneşten kazancın arttırılmasında, küçük olması da güneşten kazancın azaltılmasında ve dolayısıyla güneş kontrolü yapılmasında göz önünde tutulur. SC değerini 0.87 ile çarparak SHGC değerini bulabiliriz.

Seçicilik Oranı (Gün Işığı – Güneş Enerjisi kazanç oranı) LSG= VT / SHGC (LSG: Light-to-Solar Gain Ratio)

Geçmişte ısı kazancını azaltan camlar aynı zamanda gün ışığını da azaltıcı etki yapıyorlardı. Fakat bugün solar kazanç katsayısını düşürürken gün ışığı kazancında aynı oranda düşüşe sebep olmamak mümkün. İşte bu özelliği belirtmek açısında Gün Işığı Kazancı / Güneş Enerjisi Kazancı oranından bahsetmek anlamlı olmaktadır. LSG oranı günümüzde pencerelerin performanslarını tanımlamada önemli bir kriterdir.  

Renk sadakati: (Renk yayınım endeksi, renk dönüşüm endeksi) Ra %

1 ila 100 arasında bir değer olup endeks ne kadar büyükse renkler o kadar doğal görünüyor demektir. Renk yayınım indeksi EN 410’a göre belirlenmektedir. Düşük demir içeren camlarla renk sadakati yüksek camlar elde edilir. Şişecam’ın Ultra Clear camlarında gün ışığı geçirgenliği %91 seviyesindedir ve camlardaki o yeşilimtırak renk yoktur, renkler çok daha berraktır.

UV geçirgenliği:

Ultraviyole dalga boylarındaki solar enerjinin geçirilen yüzdesidir. Yüksek UV geçirgenliği solmalara sebep olur.

Gürültü kontrolü: Rw (C; Ctr) (acoustic insulation)

Şehir hayatının kaçınılmaz sonucu olarak gürültü ve ses kirliliği hayatımızı az yada çok etkilemekte. İşitme kaybı, hipertansiyon gibi fizyolojik etkilerinin yanında stres, sıkıntı, konsantrasyon kaybı, uykusuzluk gibi birçok psikolojik etkiyi de beraberinde getiren gürültü sorununun önüne geçebilmek için yapı cephelerinde önemli oranda yüzey alanı işgal eden camlardan bu konuda beklentilerimiz olması kaçınılmazdır. Camlar doğru seçildiğinde bu beklentiye cevap verebilirler. Bunun için tüm cam üreticisi firmaların akustik lamine camları bulunmaktadır. Çift camlı yada üç camlı yalıtım camı ünitelerini oluşturan cam panellerin birini yada daha fazlasını akustik lamine özellikte seçerek gürültü kontrolünü sağlamak mümkündür. Hem gürültü kontrolü hem de emniyet ve güvenlik sağlayan akustik lamine camlar ile cam genelinde 50 dB’ye kadar gürültü yalıtımı sağlamak mümkündür.

Çiy Noktası (Dew Point) Ve Yoğuşma (Condensation)

Suyun buhar halinden sıvı haline dönüştüğü sıcaklık derecesi, çiy noktası derecesidir. Başka bir ifadeyle hava soğudukça nem tutma kabiliyeti azalır. Miktar olarak içerdiği su buharı miktarı aynı kalsa da tutabileceği toplam su buharı miktarı düştüğü için 100 x (içerdiği su buharı) / tutabileceği su buharı) artar ve %100’e ulaşıldığında çiy noktasına ulaşılmış olur.  O noktadan sonra su buharı yoğuşmaya başlar.

Karışma Fenomeni: (Interference Phenomena)

Yalıtım camında arka arkaya konan camlar belli ışık koşullarında yansıma nedeniyle Newton halkaları denilen camın yüzeyine basınca değişen, gökkuşağına benzer lekelerin, çizgilerin ve halkaların görülmesine sebep olur. Bu doğal fiziksel bir olaydır. Bir sorunu işaret etmez.

Çift camlı yada üç camlı yalıtım camı ünitelerinde camlar arası mesafeyi belirleyen kenar çıtalarına cam ara boşluk çıtası yada yaygın söylenişi ile ısıcam çıtası denir. Cam ara boşluk çıtaları yalıtım açısından ikiye ayrılır:

  • Yalıtımsız alüminyum cam çıtaları
  • Sıcak kenar cam çıtaları

Cam ara boşluk çıtası hakkındaki sorularınızı sayfanın altındaki yorum bölümünü kullanarak iletebilirsiniz.

Yalıtım camı ünitesi, münferit iki veya üç cam panelin kenarlarından ara boşluk çıtası ile belirli bir mesafede tutulması ve tek bir yalıtım camı ünitesine dönüştürülmesi ile oluşturulur. Dolayısıyla kenarlar hariç ısının aktarılmasının büyük ölçüde önüne geçilir. Bu temel prensibin üstüne günümüz yalıtım camı, spektral seçici ısı ve güneş kontrollü Solar Low-E kaplamalar ile görünür ışığı istenilen seviyede tutarken ısı kayıplarını oldukça azaltır. Hatta daha iyi bir ısı yalıtımı için cam paneller arasındaki boşluk soy gaz ile doldurulur. Camın uzun vadede işlevini görebilmesi için cam panellerin kenar birleşiminin sızdırmazlığının çok iyi olması gerekir. Ara boşluk çıtası, cam panelleri bir arada tutmanın ve aralarındaki mesafeyi belirlemenin yanında, çepeçevre bütil birincil elastik dolgu ve ikincil elastik dolgudan oluşan bir kombinasyonla dışarıya karşı güvenilir bir sızdırmazlık da sağlar ve bu sayede cam boşluğundan içeri nem girişine ve dışarı gaz kaçışına engel olur. Bunların yanında yalıtım camı üzerine etki eden iklim yükleri camın tüm ömrü boyunca kenar birleşimine baskı yapar ve kenar birleşimleri bu baskıya uzun süreler dayanmak zorundadırlar. Ara boşluk çıtası tüm bu sorumluluklarını yerine getirirken, cam ve çerçeve arasındaki geçiş bölgesinde, yani cam kenarlarında, ısı yalıtımını olumsuz yönde etkiler. Soğuk kenar tip dediğimiz alüminyum ara boşluk çıtası cam kenarları boyunca ısı kaçışına izin verir. Bu sebeple sıcak kenar “warm edge” ara boşluk çıtalarına gerek olmuştur.

Geleneksel cam ara boşluk çıtaları alüminyumdan imal edilir ve “soğuk kenar” olarak adlandırılır. Bu malzemenin dezavantajı yüksek ısı iletkenliğidir. Alüminyum cam ara boşluk çıtası, yalıtım camı kenar birleşimine monte edildiğinde iç ve dış camlar arasında termal açıdan yüksek iletkenlikte bağlantı oluşmasına ve böylece pencere ve cephelerde doğrusal ısı köprüleri oluşmasına neden olur. Camın kenarı boyunca değerli ısı enerjisi dışa iletilir. Oda tarafındaki cam kenarı soğur. Cam kenarında yoğuşmuş su birikir, bu da küf oluşumuna neden olabilir. Özelikle ahşap malzemede yoğuşan su, uzun vadede çerçeve konstrüksiyonuna zarar gelebilir.

Diğer taraftan, klimalı binalarda yalıtım camı ünitelerindeki geleneksel (ör. Alüminyum) ara boşluk çıtaları soğutma için olan enerji tüketimini arttırır. Dahası, alüminyumun yüksek iletim kapasitesi pencerenin termal iletim katsayısını (Uw: çerçevenin Uf, camın Ug ve Psi değerlerine bağlıdır) arttırır. Bu sebeple cam optimal olarak yalıtılmaz ve enerji masraflarını arttırır.

Bunların hepsini engellemek için sıcak kenar (warm edge) cam ara boşluk çıtası doğru çözümdür.

Sıcak Kenar Cam Çıtası (Warm Edge Spacer)

Sıcak kenar cam çıtası, 2, 3 veya 4 camlı yalıtım camı ünitesinde (YCÜ),

  • Cam panellerin arasındaki mesafeyi belirlemek
  • Yalıtım camı panellerinin kenarlarında çerçeveyi oluşturmak
  • Isıl genleşme ve basınç farklarından kaynaklanacak gerilme etkilerini azaltmak
  • Cam boşluklarındaki varsa soy gazın kaçmasını engellemek,

gibi tüm cam ara boşluk çıtası görevlerini yerine getirirken bunlara ilave olarak cam kenarlarındaki ve dolayısıyla pencerenin toplam ısı yalıtımını arttırır ve kenarlarda buğu oluşumunu engeller.

“Warm Edge” yani sıcak kenar terimi, yalıtım camı ünitelerinde, düşük termal iletkenliğe sahip malzeme kullanılan ara boşluk çıtalarını tanımlamada kullanılır. Burada sözgelimi paslanmaz çelik ürünler, paslanmaz çelik veya strüktür silikon köpüğünden oluşan yalıtım sağlayan plastiklerin kombinasyonu cam kenarındaki ısı kayıplarını belirgin şekilde azaltır. Böylece oda tarafındaki kenar birleşiminde daha yüksek yüzey sıcaklıkları elde edilir ve cam “Warm-Edge” yani sıcak kenar özelliğini sağlamış olur. Bu sayede ısıdan tasarruf edilir, odadaki yaşam konforu artar ve cam kenarlarında su yoğuşması oluşma riskini azalır. Aynı zamanda Warm Edge cam çıtaları pencere kenarında daha az soğukluk hissedilmesini sağlar. Uw değeri ve Ucw değeri (cephelerin ısı geçirgenlik katsayısı) büyük ölçüde azaltılır. Warm-Edge kullanılarak bir pencerenin ısı yalıtım özelliği belirgin olarak iyileştirilir. Psi değeri %60 oranında düşürülür ve böylece komple konstrüksiyonun U değeri azaltılır. Cam çıtasının pencerenin toplam yalıtıma etkisi yalıtım camının şekline ve ölçülerine bağlıdır. Metal renginde parlak metalik cam çıtalarının tersine, plastik sıcak kenar – warm edge – cam ara boşluk çıtaları görsel olarak da fark edilir.

Gerek pencere çerçevelerinde termal iyileştirmeler gerekse yüksek performanslı yalıtımlı camlar kullanılması ile termal açıdan zayıf halka genelde alüminyumdan üretilen konvansiyonel yalıtımlı cam çıtaları olmaya başladılar.  Yalıtımlı pencerelerde sıcak kenar cam ara boşluk çıtası kullanılmadığı durumda cam kenarlarında sıcaklık, havanın nem tutma kabiliyetinin altına düşebiliyor ve bu noktalarda buğu (yoğuşma) gözlemlenebiliyor.

 “Warm Edge” cam çıtaları alüminyuma göre yaklaşık 700 kat daha düşük ısı iletme özelliğine sahip yüksek performans plastiğinden (TECATHERM® PP) imal edilmiştir. Alüminyuma göre 10 kat daha az ısı iletim kabiliyetine sahip paslanmaz çelikten çok ince difüzyon bariyeri, kalıcı gaz sızdırmazlığı sağlar. Cam kenarı birleşiminde sıcak kenar ara boşluk çıtalarının kullanımı, pencerenin Uw değerini alüminyum cam çıtalarına göre 0,1 ila 0,2 W/m².K kadar iyileştirilir.

Son derece sağlam ve buna rağmen çok iyi bükülebilen yeni sıcak kenar “Warm Edge” cam çıtaları, ister geçme isterse bükme çerçeve üretiminde olsun, izolasyon camı imalatında bilindik yöntemlerle uygulanabilmektedir. Özel geliştirilmiş köşe dirsekleri ve uzunlamasına birleştiriciler uygun ve güvenli bağlantılar olmasını sağlar. Bu imalat prosesini hızlandırır ve verimlilik ile ekonomikliği arttırır.

Sonuç olarak sıcak kenar cam çıtası kullanımı ile cam kenarlarındaki ısı köprüsü etkisi engellenmiş olur, Uw ve Ucw değerleri %10’a kadar iyileştirilebilir, kenarlarda buğu oluşumu önlenebilir.

Akıllı cam, voltaj uygulanarak yada mekanik bir tetikleme ile saydamlığı istenildiğinde değiştirilebilen camların genel adıdır. Voltaj uygulandığında akıllı cam, belli dalga boylarını engelleyen yarı saydam durumdan ışığın geçişine izin verdiği saydam duruma geçer. Ultraviyole ışığı %99’a kadar keserek solma problemini yok eder. Bazı türleri Low-E özelliği birlikte sunar. Isıtma, soğutma ve ışık miktarı gibi konfor kriterlerini anlık adaptasyonla enerji verimli bir şekilde karşılayabiliyorlar. İstenildiğinde renk değiştirilebiliyor istenildiğinde ise şeffaf olarak gün ışığının girişine izin verebiliyor.

Akıllı cam çeşitleri:

Elektrikle değiştirilebilir aygıtlar

  • asılı parçacık aygıtları (SPDs: suspended particle devices)
  • elektrokromik aygıtlar (electrochromic devices)
  • likid polimere dağılmış yada çözülmüş likid kristaller (PDLCs: polymer dispersed liquid crystal devices)
  • mikroperde
  • nanokristal

Mekanik olarak değiştirilebilir aygıtlar

termokromik cam: termokromik camlar sıcaklıkla tetiklenen ve değişen camlar

fotokromik cam: fotokromik camlar ışıkla tetiklenen ve değişen camlar

Yoğunluk

Camların yoğunlukları bileşimlerine giren ana bileşenlerin oranına ve cinsine göre değişik değerler alır. Çeşitli cam türlerinin yoğunlukları 2.2 g/cm3 ile 3.0 g/cm3 arasında değişmektedir. Bazı özel cam türlerinde 8 g/cm3 gibi yoğunluklara ulaşmaktadır. Binalarda kullanılan normal camların yoğunlukları 2.45 g/cm3’tür.

Sertlik

Mohs sertliğine göre camın sertliği 6 ile 7 arasındadır. Bu düzeydeki sertlik cama iyi bir aşınma direnci kazandırır. Böylece parlak yüzeyli cam ürünler saydamlıklarını hemen hemen sınırsız bir ölçüde muhafaza edebilirler. Normal pencere camlarında Mohs sertlik değeri biraz daha düşük olup 5.5 civarındadır.

Fiziksel Özellikler

Saydamlık geçen ışığın gelen ışığa oranı olup camlarda K= % 80 – % 98’dir. Bu nedenle cam, en saydam plastikten daha yüksek bir saydamlığa sahiptir.

Kırma indisi, doğrudan camın yoğunluğu ile ilgilidir. Normal camda 1.52 olan kırma indisi kristal camda 1.60’dır.

Yumuşama sıcaklığı 500-600C arasında bulunmaktadır

Termik genleşme katsayısı : α = 9.1×10-6 cm/cm C

Termik iletkenlik katsayısı : λ = 0.7-1.1 kcal/mhoC (pencere camı) λ = 0.035 kcal/mhoC (cam yünü)

Isı geçirimlilik değeri : K = 6 kcal/m2hoC (tek cam) K=2,3 kcal/m2hoC (12 mm boşluklu çift cam)

Ses tutuculuk değeri :

= 30 dB (6 mm tek cam)

= 32 dB (12 mm boşluklu 6 mm çift cam)

= 45 dB (20 mm boşluklu 6 mm çift cam)

Kimyasal Özellikleri

Cam kimyasal açıdan birçok maddeye karşı dayanıklıdır. Yalnızca hidroflorik asit ve bazı alkalik çözeltiler (eriyikler) camı etkilemektedir.

  • Hidroflorik asit özellikle cam yüzeylerin işlenmesinde yüzeylerin matlaştırılması için kullanılır.
  • Su ise yalnızca uzun sürelerde camı etkiler. İçine kalsiyum karbonat katılmamış camlar su karşısında kararlı değillerdir. Bu tür camlara su camı da denir.
  • Normal pencere camları ve su ile teması olabilecek her türlü camın su karşısında kararlı olabilmesi için bileşimine kireç katılması zorunludur.

Mekanik Özellikleri

Cam malzemelere ilişkin olarak basınç dayanımı, çekme dayanımı, elastisite modülü ve Poisson oranı gibi özellikler önemlidir.

  • Cam kırılgan gevrek türde bir malzeme olup darbeye ve şekil değişimlerine dayanıklı değildir. Buna karşılık basınç dayanımı oldukça yüksektir.
  • Cam gibi kırılgan maddelerin basınç ve çekme dayanımları arasında büyük fark vardır. Bu fark cam malzemede yaklaşık 20 katına ulaşır.
  • Cam cisimlerin dayanıklılığı çekme dayanımı ile belirlenmektedir. Camın çekme dayanımı 20-90 MPa, basınç dayanımı ise 500-900 MPa arasında değişmektedir. Cam aşınmaya dayanıklı bir malzemedir. Camın elastisite modülü 45000-100000 MPa’dır. Poisson oranı ise 0.22’dir.

Kırılma Enerjisi

Cam kırılgan gevrek türde bir malzeme olup darbeye ve şekil değişimlerine dayanıklı değildir. Bunun nedeni camın katılaşması sırasında silikatların düzensiz bir yapıda birleşmesidir. Kristal yapıdaki gibi düzenli katılaşma olmadığı için tane sınırları mevcut değildir. Kırılma anında çatlak ilerlemesini engelleyecek veya yavaşlatacak dislokasyonlar mevcut değildir. Bu nedenle ani ve gevrek kırılma gözlenir.

  • TS EN 1279-5+A2 Cam – Yapılarda kullanılan – Cam esaslı yalıtım birimleri – bölüm 5: Uygunluk değerlendirmesi
  • TS 3539-1 EN 1279-1 Cam – Yapılarda kullanılan – Cam esaslı yalıtım birimleri – Bölüm 1: Yalıtım biriminin tanımlanması için genel özellikler, boyut toleransları ve kurallar
  • TS 3539-2 EN 1279-2 Cam – Yapılarda kullanılan – Cam esaslı yalıtım birimleri – Bölüm 2: Nem geçirgenliği için uzun süreli deney yöntemi ve özellikler
  • TS 3539-3 EN 1279-3 Cam – Yapılarda kullanılan – Cam esaslı yalıtım birimleri – bölüm 3: Gaz sızdırma hızı ve gaz derişim toleransları için uzun süreli deney yöntemi ve özellikler
  • TS 3539-4 EN 1279-4 Cam – Yapılarda kullanılan – Cam esaslı yalıtım birimleri – Bölüm 4: Kenar sızdırmazlık malzemelerinin fiziksel özellikleri için deney yöntemleri
  • TS 3539-6 EN 1279-6 Cam – Yapılarda kullanılan – Cam esaslı yalıtım birimleri – Bölüm 6: Fabrika imalât kontrolleri ve belirli aralıklarla tekrarlanan deneyler
  • TS EN 12150-1 (İngilizce) Cam- Yapılarda kullanılan- Termal olarak temperlenmiş, soda kireç silikat emniyet camı- Bölüm 1: Tarifler- Açıklamalar
  • TS EN 12150-2 Cam – Yapılarda kullanılan – Isıl olarak temperlenmiş soda kireç silikat emniyet camı – Bölüm 2: Uygunluk değerlendirmesi/mamul standardı
  • TS EN 572-2 Cam – Yapılarda kullanılan – Temel soda kireç silikat cam mamuller – bölüm 2: Yüzdürme (float) cam
  • TS EN 572-5 Cam – Yapılarda kullanılan – Temel soda kireç silikat cam mamuller – Bölüm 5: Desenli cam
  • TS EN 1096-1 (İngilizce) Cam- Yapılarda kullanılan- Kaplamalı cam- Bölüm 1: Tarifler ve sınıflandırma
  • TS EN ISO 12543-1 Cam- Yapılarda kullanılan- Lamine cam ve lamine emniyet camı- Bölüm 1: Tarifler ve bileşenlerin açıklanması

TOBB (Türkiye Odalar ve Borsalar Birliği) Türkiye Cam ve Cam Ürünleri Sanayi Meclisi

Sektör İçindeki Dernekler :

İMSAD (İnşaat Malzemeleri Sanayicileri Derneği) İZODER (Isı, Ses ve Su İzolasyonları Derneği) TAYSAD (Taşıt Yan Sanayicileri Derneği)

Kimya Sanayicileri Derneği

CTP-SANDER (Cam Elyaf Tav. Plast. San. Derneği) Uluslararası Nakliyeciler Derneği

Türk Dış Ticaret Derneği

İthalat ve İhracat Birliklerine Üyelikler:

Orta Anadolu Çimento ve Toprak Ürünleri İhracatçılar Birliği DEİK İş Konseyleri

Çeşitli İllerin Sanayi ve Ticaret Odaları

Vakıflara Üyelikler:

ÇEVKO (Çevre Koruma Vakfı)

Yurt Dışı Örgütlere Üyelikler:

ICG – International Commission on Glass

EGM – European Glass Container Manufacturers’ Committee

CPIV – Comite Permanent des Industries du Vere Europeennes

FEVE – Federation Europeenne De Vere D’Emballage

EDG – European Domestic Glass Committee

ESAPA – European Soda Ash Producers’ Association

CEFIC – Conseil Europeen de I’industrie Chimique

APFE – European Glass Fiber Producers Association

Firmaları Karşılaştır

Hoş
Geldiniz

"Cepheyedair" gündemini
takip etmek için üye olunuz!

Üye Olunuz